Turistik
Beldelerimiz
Antakya
Altınözü
Belen.
Dörtyol
Erzin.
Hassa
İskenderun
Kırıkhan
Kumlu
Reyhanlı
Samandağ
Yayladağı
     ANTAKYA

     Hatay Arkeoloji Müzesi : 
      Mozaik kolleksiyonu zenginliği yönünden dünyada ikinci, para kolleksiyonu yönünden ise üçüncü sırada yer alır. Helenistik, Roma, Bizans dönemlerine ait olan ve
Harbiye, Antakya, Atçana, Çevlik, ve İskenderun’da yapılan kazılarda bulunan çeşitli süs eşyaları, heykeller, mezarlar da sergilenen eserler arasındadır.        Saint Pierre Kilisesi :
      Antakya’ya 2 km uzaklıkta, önü duvarla kapatılmış doğal bir mağaradır. Hz. İsa’ya inananlara ilk defa burada Hıristian adı verildi. Halen sembolik ibadet yeri olarak
görev yapan bu mağarayı ilk Kilise olarak kullanan, İsa’nın 12 havarisinden biri olan Saint Pierre’in adıyla anılır.
      Papa VI Paul tarafından 1963 de HAC yeri olarak ilan edilmiştir. Her yıl 29 Haziran’da Katolik Kilisesi’nce ayin düzenlenmektedir.
      Antakya, Hıristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahiptir. Tüm baskı ve zulümlere rağmen Antakya’da Hıristiyanlık kısa zamanda yayılmıştır.
      Şehir merkezindeki Antakya Katolik Kilisesi 451 deki patrikler toplantısından sonra, dünyada ilk, Patrikhane olarak kabul edilmiştir. Aziz Petrus ilk Patrik olarak
kayıtlara geçmiştir.
      200 metre kadar ötesinde M.Ö. 2. yüzyılda IV. Antiochus döneminde oluşan veba salgını sırasında ölümleri durdurmak amacıyla yapılan kayalara oyulmuş bir büst vardır.      Habib Neccar Camii : 
      Cami, Hz. İsa’nın havarilerine ilk inanan ve bu uğurda canını veren bir Antakyalının adını taşımaktadır. Kuzeydoğu köşesinde Habib Neccar Türbesi vardır.
      Bu günkü cami Osmanlı dönemi eseridir. Etrafı medrese odaları ile çevrili olan cami avlusundaki şadırvan 19. yüzyıl eseridir.       Ulu Cami : 
      Yapıldığı dönem itibariyle Antakya’nın en eski camisi olan Ulu Cami’nin Memlük dönemi eseri olduğu sanılmaktadır.       Şeyh Ahmet Kuseyri Camii ve Türbesi : 
      Antakya – Yayladağı yolu üzerinde Şenköy’dedir. 16. yüzyılda yaşamış olan Şeyh Ahmet Kuseyri’nin Türbesi’nin birçok hastalığa derde şifa olduğuna inanılır. Türbe, bu inançla yalnız yurtiçinden değil, Fransa, Hollanda, İngiltere başta olmak üzere yurtdışından da yoğun ziyaretçi akınına uğramaktadır.       Su Kanalları : 
      Seleukos ve Roma dönemlerinde Harbiye (Defne) çağlayanlarından Antakya’ya su getirmek için yapılan 10 km uzunluğundaki kanalların ve köprülerin kalıntılarını
günümüzde de görmek mümkündür. En belirgin bölümü Antakya’da “Memekli Köprü” dür.       Kastallar : 
      Getirilen sular, şehrin çeşitli noktalarına inşa edilmiş çeşmelerle halka arz edilmiştir. Zuğaybe Çeşmeleri adı verilen bu çeşmelerden halen kullanılabilenleri vardır.        Surlar : 
      Eski devirlerde etrafı surlarla çevrili Antakya, Seleukus ve Roma dönemlerinde daha uzun ve yüksek surlara sahip oldu. Yaklaşık 27 km uzunluğundaki surlar
üzerinde 360 nöbetçi kulesi ve Habib Neccar Dağı’nın en yüksek ve sarp tepesinde de halen kalıntıları olan bir iç kale bulunuyordu.       Demirkapı :
      Hacıkürüş deresinden gelen şiddetli selleri kontrol edebilmek için Habib Neccar Dağı ile Haç Dağı’nı birbirinden ayıran derin ve dar vadi üzerinde surların devamı
niteliğinde yüksek ve sağlam bir duvar olarak yapılmıştır.       Hanlar - Hamamlar : 
      Antakya içerisinde hemen hepsi vakıf eseri olan bir çok han ve hamam vardır. Halen çalışan han ve hamamlar geçmişin kültürel özelliklerini, mimari yapısını bu
güne getirmişlerdir. Cindi Hamamı, Saka Hamamı, Meydan Hamamı, Yeni Hamam, Kurşunlu Han, Sokollu Hanı halen kullanılabilenlerinden bazılarıdır.       Harbiye (Defne) :
      Seleukos ve Roma dönemlerinde çağlayanlarıyla tanınan ve dünyaca ünlü bir sayfiye yeri olan Defne, çok sayıda köşkler, tapınaklar, eğlence yerleri ile ünlüydü.
Stadyumunda düzenlenen olimpiyatların ihtişamı dillere destandı. Ancak şiddetli depremler nedeniyle gözle görülür bir eser kalmamıştır. Harbiye, şimdilerde çok ilgi
gören mesire yeri, yayla olup aynı zamanda heykeller, turistik eşya yönünden önemli bir ilçedir. Yöredeki tezgahlarda dokunan doğal ipekler ise gerek yurt içi gerekse yurt dışında çok aranan kumaşlardandır.      Demirköprü :
      Ortaçağda bölgenin en önemli geçitlerinden ve Antakya savunmasında büyük rol oynayan bir köprüdür. Asi Nehri üzerinde, taştan yapılmış ve iki ucunda kuleleri ve kapıları olan köprünün kuleleri yıkılmıştır, ancak halen kullanılmaktadır.  Bakras Kalesi : 
    Antakya İskenderun yolunun 27. km sinde, sarp bir tepe üzerine çok katlı olarak kurulmuş olan kale, bir alay askeri barındırabilecek büyüklüktedir ve birçok mekan sağlam durumdadır. Önceleri Belen Geçidi’nin girişini, Antakya’nın kuruluşundan sonra ise Seleukos’un başkentini korumuştur. 
ANTAKYA'NIN

DÜNÜ
 
Antakya I Altınözü I Belen I Dörtyol I Erzin I Hassa I İskenderun I Kırıkhan I Kumlu I Reyhanlı I Samandağ I Yayladağı
Ana Sayfa